13 Nisan 2025 Pazar

ormanların sincabı jetla nerde? / (Birinci kısım)

bu hikâyeye başlarken, hepinizin sihirli kelimelerime ve harflerime bakmanızı, kulaklarınızı iyice kabartıp kaybolan sincap jetli’yi bulmanızı istiyorum!

bir gün sincap, sabah kahvaltısını yaptıktan sonra evinin arka sokağında bulunan köşenin başındaki fırına, her zamanki gibi arkadaşıyla oynamaya inmişti. yere baktı, kaldırımların arasında açan bir yeşil ot gördü. yemyeşil parlıyordu. fırının camından yeşil ota yansıyan ışığı gördü. “bu parıltı gökyüzünden mi yansıyor” diyerek kafasını gökyüzüne çevirdi. o da ne!

tombul ve bembeyaz bir bulut, “o parlayan yeşil şeye dokun” dedi.

sincap hızla eğildi. “bir bulutun söylediklerini yapmalı mıyım?” çünkü sincabın ailesi, anne sincap ve baba sincap tanımadığı hiç kimsenin sözlerine kulak asmamasını, söylediklerini yapmamasını öğretmişti. ama bu bir buluttu! tıpkı masallardaki gibi, konuşan tombul bir bulut!

küçük sincap dayanamadı ve parlak, yeşil o çiçeğe dokundu. bir anda parmak uçlarında gıcır gıcır bir ıslaklık hissetti. bu yeşil tatlı ot, yağmurdan sonra açmış olmalıydı. peki ya kaldırım arasında ne işi vardı? tüm bu düşünceler geçerken aklından, kaldırım arasındaki küçük parlak ot devleşiverdi, sincap bir kaç adım geri çekildi. tuttuğu tatlış ot, elinden kayıverdi. kocaman yaprak oluverdi. kaldırım ikiye ayrıldı, dev bir ağaç oluverdi. jetli, ağacın gölgesinde kalıverdi! jetli çok şaşırdı.

ağacın içinde koca bir oyuk, içeride arkadaşı sincap sifella vardı!

sifella, “korktuğunu biliyorum, sana büyük bir sürpriz yapmak istedim. yeni maceralara atılabilmemiz için bu ağaçla bir anlaşma yaptım. kendisini yerin altına sakladı, küçücük bir yaprağını gösterdi. senin her zaman hem yere, hem göğe baktığını bildiğimi söyledim. bu dev ağacın adını bilmiyorum fakat, bulutla da o konuştu. şimdi bu oyuğa yanıma gel, birlikte çok güzel bir yolculuğa çıkacağız!”

jetli, arkadaşı sifellayı çok severdi. çok güvenirdi. ailecek görüşürler, onlar bahçede ağaçtan ağaca hoplarken, anne sincaplar ve baba sincaplar içerde fındıktan sofralar hazırlardı. hem okulda da en yakın arkadaşı sifellaydı! bu fikir ona ilk başta ağaç devleşirken korksa da, heyecanlı ve güvenli geldi! hem jetli’nin en sevdiği şeylerden biri, arkadaşlarıyla yeni maceralara atılmaktı.

jetli küçük patilerinden birini ağacın gövdesine dayadı. tırnaklarını geçirip oyuğa kadar tırmandı. bu onun için bebek sincap işiydi! sifella oyuğun içinden elini uzatıp jetli’nin patisini tuttu. oyuğa girdiler.

işte şimdi ilk defa bir ağaç oyuğunun böyle parlak, böyle uzun yolları olduğunu gördü jetli. gördükleri karşısında hayret ediyor, “keşke not defterim yanımda olsaydı da gördüklerimi yazabilseydim” diye içinden geçiriyordu. sonra bir okul gezisinde yine not defterini unutup üzüldüğünü görünce, öğretmeninin ona “yaşadıklarımızı aklımıza da not edebiliriz, sadece keyif al.” dediğini hatırladı. şimdi de öyle yapacaktı. sifellanın elini sımsıkı tuttu.

jetli ve sifella bu konuşan dev ağacın içindeki oyukta bir yol fark etti. jetli dev ağaca “hey, adını bilmediğim dev oyuklu ağaç, biz bu yoldan girebilir miyiz?”

“öhöm, öhöm, öncelikle adım yoke. insanlar bana sekoya der! ve tabii ki bu yoldan, girebilirsiniz. ben oyuğumu sincaplara yuva yapmak için değil, onları muhteşem yolculuklara ve keşiflere çıkartmak için açtım. her katımda başka macera, her katımda başka duygular yaşayacaksınız. hem kendinizi, hem dünyayı keşfetmek için, durmayın. oyuğumun içinde gönlünüzce yola koyulun. hangi yola girerseniz girin, yalnızca bir kaç kuralım var. zarar vermeyin yollarıma. iyilik ve güzellik verirseniz içime, sevgiyle dokunursanız gövdeme, iyilik ve güzellikle karşılarım sizi. sevgiyle bırakırım tekrar evinize. dostluklar kurarız birbirimizle.”

sfella ve jetla, hayranlıkla dev ağaç yoke’yi dinlediler. birbirlerine şaşkın şaşkın bakıp, yerde sarmaşıklar olan, miss gibi toprak kokan yola girmeye karar verdiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder