12 Nisan 2025 Cumartesi

kırk yaşında bir kadın, dört yaşında bir kız

 kalbin yoruldu, eksenin şaştı, doğruların yanlış çıktı, yanlışların doğru çıktı. sevilmediğin yerlerinden yara aldın, kana bulandın, uzaya çıktın, boşluğa düştün, düşüşünün sonu gelmedi, uçtuğunu anladın. yarım dedin, yarım kaldın, tutunduğun dal elinde kaldı, parçalandın, dua ettiğin dudaklarına saplandı parçaların. şaşırdın, yürüdün, koştun, köşeyi dönünce ağladın, kaldırımlarda dövündün, yağmurlarda sırılsıklam dans ettin. kırıldın, şımardın, şaştın, beştin. kedilere, kuşlara, atlara, kitaplara, sahaflara, beyoğlu'na, ortaköy'e, emirgan'a, balat'a, doğduğun mahalleden, donduğun mahalleye, sevdiğin manzaradan, sevmediğin pastalara, istediğin pabuçtan, alışamadığın binalara. istanbul sana oyuncak geldi, oynadın, küfürler ettin, bağırdın, vurdun, kırdın, parçaladın, haykırdın. savaştın, 'olmaz' olmazdı senin için, kıvrandın, sevdiklerini kalbinin kilitli odalarında besledin. bitmedi, vazgeçmedin, olsun dedin, dedikçe kendinden bir kendin kaldın, aynaya baktın,

durdun.

kimdi bu, gözleri simsiyah, benzi soluk, sana bakan kadın? kimdi bu, senden yardım isteyen, ama hiçbir şey diyemeyen kadın?

o aynaya bakarken, ne gördün?

"içimde kırk yaşında bir kadınla, dört yaşında bir kız çocuğunu büyütüyorum."

sonra,

durdun. 

düşündün. bu sefer farklıydı. tüm düşüşlerini topladın. düştüğün yerin çiçek bahçesi olduğunu görmediğini fark ettin. çamur olduğunu unutup, toprağa dövündüğün anlarda ne ahmaklaştığını fark ettin. ağlayabilirdin, anlatabilirdin, girdap içindeydi herkes, herkes bağırabilirdi. farklı olmak değil, normal olmak istedin hep, sıradan, yalın, sade. alacaklı olmak ne demekmiş, ne ağır demmiş, hiç yaramazmış. kapının kilidi samimi sevgiye, çıkarsız aidiyete, yargısız ve bonkör sevgililere anahtarmış. meğer senin yaran insanmış. bir rahime düşüp, bin rahme bedel kucaklamışsın dünyayı, artık ne alacaklısın, ne verecekli. yazdın, bıraktın, sustun, bağırdın. artık hiçbir şey yapmadan da var olduğunu kanıtlayabilirsin.

insanın tek savaşı, kendiyle olanıymış. gün içinde en çok kullandığın iki kelimenin tezatlığında divanesin, o savaş "biliyorum" - "gerçeek?" arasında verilmeye devam edecek. ama sana söz güzelim, senin dünyanı yalnızca senin kalbin güzelleştirecek.

gpe

22.03.2021 / 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder