Bana nasıl kıyabildin? Yaşayacağım günlerime, gülüşlerime nasıl kıyabildin? Hiç mi acımadın parıl parıl parlayan, gülüşle bakan gözlerime? Hiç mi vicdanın sızlamadı? Beni nasıl bir karanlığa sürükleyebildin?
Sen hiç korkmadın mı? Beni boğmaya çalışırken sen nefessiz kalmadın mı?
Beni bastırmaya ve susturmaya çalışırken hiç kendinden tiksinmedin mi?
Etim, kemiklerim acırken bağıramadım, bir ölüydüm artık, bedenime bile saygın olmadı. Yakmaya çalışırken; o benzini yüzüme dökmeye çalışırken, ellerin titremedi mi?
..Titredi.
Seni gördüm.
Kalbim atmıyordu, nefes alamıyordum. Ama seni gördüm. Gözlerim kapalıydı belki, ağzım hafif açık, ve seni gördüm. Bedenimi yakamadın. Pislik ellerini bedenimden hâlâ ayıramadın. Beni rahat bırakmadın, nefes almıyor oluşum seni durdurmadı.
Üzerime beton döktün. Suskundum oysa ki. Artık ben yoktum. Sadece bedenimdi seni korkutan.
Sana hiçbir zararım olmayacağını bildiğin halde üzerime beton döktün. Artık yaşamıyor oluşum senin o sapkın, karanlık ruhunu hâlâ tatmin etmedi.
Beni kapkaranlık bir ormana bıraktın..
Önce boğdun. Gülen gözlerim soldu.
Sonra yaktın. Belki heyecanla okuyacağım bir kitaba uzanacak ellerimi yaktın.
Beni bir varile sığdırdın. Beni kaybetmeye çalıştın. Yok etmeye. Hiç olmamışım gibi. Hiç bu dünyaya gelmemişim gibi.
Beni kapkaranlık bir ormana bıraktın. Yoruldun. Belki de hayatında hiç bu kadar zorlanmadın. İşin ucunda korkun vardı. Korktun.
Kaçtın.. Bense bekledim..
Bulundum.
Yakalandın.
Bitmedi işkencem. Bu kadar şeye rağmen yine beni suçladın. İftiralar attın.. Yalanlar söyledin..
Yahu ben ÖLDÜM!
ÖLDÜRDÜN BENİ!
Ama sen korkaksın.
Ve sen yaşıyorsun. Aldığın tüm nefesler ızdırap artık.
Izdırap ki her aldığın nefes sana benim nefessiz kaldığım anları hatırlatmak zorunda kalacak.
Başını çevirdiğin her yerde bitkin halimi göreceksin.
Peki sen. Sen nasıl öleceksin?
Ölüm korkusu sardı her yanını. Bana ne yapacaklar diye düşünüyorsun. Bunu düşünmekten bir an olsun vazgeçmeyeceksin.
Benden çaldığın her an için, her salise için, azap çekeceksin.
Seni hâlâ görüyorum. Yok etmeye çalıştığın, zarar vermeye çalıştığın, bedenimdi.
Ruhumdu, kırmaya çalıştığın, yargıladığın, hakim olmaya çalıştığın.
Ben, seni, azabımla hâlâ görüyorum.
Azabımın korkusuyla belki bu dünyadan göçmeye kalkışacaksın.
Ama cihan ikidir.
İlkinde alamadığın nefesi ikincisi verir sanacaksın.
Oysa azabım ilkinde de, ikinci cihanda da hâyâl edemeyeceğin denli korkunç.
Ben korkmuyorum. Korkmayacağım.
Ama sen ne yaptıysan korkundan yaptın. Ne yapacaksan korkundan yapacaksın. Ve bu azap, senin korkunu bir an olsun dindirmeyecek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder