Bütün molalarımın saatini ezbere bilip, sırf ben gece yolculuğu seviyorum diye geleceğim gece uyumayıp o molalarda beni aramadığında fark ettim.
İskeleye yanaştığımda, feribotun en üstüne çıkıp tam ortadan manzaraya bakarak sana gelmenin heyecanını yaşarken bu seferkinde kaybolduğumu hissederek; hüngür hüngür ağlayarak, "nolur her zamanki gibi iyi gelsin bu şehir bana" diye dualar ederken fark ettim.
İndim, ayak bastım ikinci memleketim saydığım toprağa, hemde yıllar sonra; yoktun. 'İşi var' gibi saçma bir bahane vardı içimde, oysa ki bensem konu bütün işlerin ertelenirdi, boğazımda oluşan yumruyla, elimde küçük bir bavulla gözüm arkasında bana kocaman yer yaptığın bisikletini ararken fark ettim.
Kordonda güneş tenimi yakarak yürürken, "yarın denize gideriz", "bugün piknik planı yaptım","akşama oğlak yemeği yaptım.", "kara kızım, çingene kızım, başkanım aşkım" diye konuşmanı duymadığımda fark ettim.
Geldiğimin ilk iki günü bana alışveriş yapmaya harcardın, gider baştan aşağı kıyafetler ayakkabılar, takılar alırdık. Ben utana sıkıla "tamam bu olsun" dedikçe kızıp "dene, sevdiğini al." diye beni uyardığını hatırlayınca fark ettim.
Kendi evimize değil de otel odasına girince fark ettim.
Kendi odamı, dolabımı, kıyafetlerimi bulamayınca fark ettim.
Şehrin kokusu senin kokunmuş meğer, burnum sızlayarak yürürken fark ettim.
Denize ayaklarımı soktuğum gibi arkamda beni izleyen ve bütün gün ben eğlenirken bana göz kulak olan, bu işi her gün aksatmadan yapan seni göremeyince fark ettim.
Kordona doğru yürürken bir arkadaşınla karşılaşıp yüz çevirdiğimde fark ettim.
Yokluğunu ertelemek ve kabullenmemek için 8 sene yetmemiş gibi, yüzleşmeye geldiğimde bile hâlâ inatçı ve çocuksu davranarak yokluğunun bana katacağı olgunluğu yok saydığımı görünce, fark ettim.
Dondurma yerken, takılara bakarken, kordonda otururken, 'Sahil Cafe'nin önünden geçerken biri fotoğraflarımı çiçeğin böceğin önünde çekmeyince fark ettim.
Ne kadar erteleyebilirdim.. Bu acıyla bu şehri kendime zehir etmeye değil, kabullenmeye, eskiden olduğu gibi sadece iyi anılarla dönmeye gelmiştim.
Sana gelmiştim.
Son gelişimde tekneyi boyaman, ve diğer aile çınarımızla iki çınarın barışmasına ne kadar sevindiğimi ortaya koymamla sizi çektiğim fotoğraflar, bizi gezdirmen, güzel anılar kalmış aklımda.. Fark ettim güzellikleri; fark ettim.
Sana adım adım yürürken buz gibi betonda soyadını görünce, sanki bir el ateş edilmiş gibi göğsümden sarsılıp en yakın arkadaşımın kolunu sımsıkı sıkınca fark ettim.
Yaklaşırken daha çok, gittiğin tarih netleşti, toprağın kokusu, suya ihtiyaç duyan çiçeklerin.. Beyaz mermere siyah isim.. Fark ettim.
Seni göreceğim heyecanıyla bana beyaz yakıştırıyorsun diye baştan ayağı beyaz giyinmiştim, başıma da bir beyaz örtü.. Çok sevdiğin polis gözlüklerim de gözümde.. Güzel kızın serpildi, büyüdü, regli olduğumda "Kadın oldun, ayıp bir şey yok, utanma sakın, güzel kızım serpiliyorsun"dediğin aklıma geldi.. Beni bu halimle görebildiğini tüm ruhumla hissedince fark ettim.
Yüzleştim, ve sanki sen daha yeni gittin. İçerime bir ateş, bir yangın düştü ki; benim yasım asıl şimdi başlıyordu. Cenazemin şimdi kalktığını fark ettim.
Yanından ayrılasım gelmedi, arkandaki kocaman ağaçları, etraftakı dinginliği fark ettim.
Geceleri yalnız ve sessiz bir mezarlıkta bedeninin toprak olduğunu, ruhunu üfleyenin senden geri aldığını fark ettim.
Ölüm yine 'dan' diye vurmuştu yüzüme acısını.
Babam olduğunu hep bilir, hep hissederdim de; sen göçüp gidince yapayalnız bir kız çocuğu olarak kaldığımı ve yaslandığım koca dağın bir avuç toprağa sığdırıldığını fark ettim.
Güzel dualarım seninle. Kalbim seninle.
Seni kalbimdeki güzel yerden hiç kimsenin ve hiçbir şeyin, hele ki gidişinle yüzleşmek için görmek istediğim o mezar taşının alamayacağını fark ettim.
Ablamla, diğer dayımla birlikte bizleri beklediğinizi biliyorum.. Ruhunuz şâd olsun.
Kadir Gerdanerli anısına..
Başkanın aşkın, çingene kızın seni çok seviyor dayıcım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder